T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI Gümüşhane İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü

Coğrafya



Karadeniz Bölgesi’nin Doğu Karadeniz bölümü sınırları içerisinde yer alan Gümüşhane ili 38° 45’ - 0° 12’ doğu boylamları ile 39° 45’- 40° 50’ kuzey enlemleri arasında olup, doğusunda Bayburt, batısında Giresun, kuzeyinde Trabzon, güneyinde Erzincan illeri ile çevrilidir. Ortalama rakımın 1400 m olduğu Gümüşhane’nin toplam alanı 6575 km
dir ve Doğu Karadeniz ile Doğu Anadolu’yu birbirine bağlayan İpek Yolu üzerinde kurulmuştur. Gümüşhane coğrafİ özellikleri bakımından Kelkit Çayı ile Harşit Çayı havzalarının oluşturduğu iki farklı ana yöreye ayrılır. Bu havzalar içerisinde beş ayrı alt yöre (Yağmurdere, Gümüşhane, Torul - Kürtün ve Şiran) olduğu görülür. Gümüşhane ilinin yeryüzü şekillerinin büyük bir kısmının dağlarla kuşatılmış olduğu görülmektedir. Mevcut arazinin % 59,6’sını dağlar, %29,4’ünü platolar, % 11’ini ise ovalar kaplamaktadır. Dağlar genelde doğu-batı doğrultusunda kuzeyden güneye doğru Zigana, Gümüşhane ve Otlukbeli Dağları olarak üç sıra halinde uzanırlar. Kuzeyde Trabzon ili topraklarını Gümüşhane ili topraklarından ayıran Zigana Dağlarının en yüksek noktasını 3063 m’yle Çakırgöl Tepesi oluşturur.Gümüşhane ile Trabzon illerini birbirine bağlayan Zigana tünelinin de yer aldığı bu dağın üzerindeki eski karayolu, 2030 m yükseklikteki Zigana Geçidiyle aşılmaktadır. Yine kuzey yönünde Karadeniz Dağları ve Soğanlı Dağları ili sınırlamaktadırlar. İkinci dağ sırasını oluşturan Gümüşhane Dağları ise, Kelkit Harşit havzaları arasında, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. Gümüşhane il sınırları içerisinde Kelkit ve Şiran ovaları yer almaktadır. Kelkit Çayı Vadisi’nin yukarı bölümünde yer alan Kelkit Ovası yaklaşık 1450 - 1750 m’leri arasında yer almaktadır. Gümüşhane, Merkez ilçede 95, Torul’da 46, Köse’de 4, Kelkit’te 36, Şiran’da 31, Kürtün’de 71 olmak üzere 283 yayla ile adeta bir yaylalar şehridir. Gümüşhane ilinde görülen geçiş iklimi özelliği sadece kuzey-güney doğrultusunda değil, aynı zamanda doğu-batı doğrultusunda da belirginlik kazanmaktadır. Bölgede mikro düzeyde Kelkit ve Harşit Vadilerinde farklı iklim yörecikleri bulunmaktadır. Harşit Vadisi’nde yer alan köy yerleşmelerinin Doğu Karadeniz Bölümü şartlarına uyum sağladığı görülürken, Kelkit Vadisi’nde bulunan köyler ise adeta Doğu Anadolu Bölgesi yerleşim özelliklerini yansıtırlar. Bu durumda Gümüşhane ve çevresinde, Doğu Anadolu Bölgesi’nde hâkim şiddetli karasal bir iklim ile Doğu Karadeniz Bölümü’nün nemli iklimi arasında, bir geçiş iklim tipi görülmektedir. Gümüşhane ve çevresinin başlıca akarsu sistemini, Kelkit Irmağı, Harşit Çayı, Karadere ve Yanbolu Dereleri ile bunların yan kolları oluşturmaktadır. Tüm akarsular kaynaklarını, Gümüşhane il sınır içinden alırlar. İl topraklarının güney kesimindeki akarsular Orta Karadeniz Bölümü’nde, Karadeniz’e dökülmektedirler. Gümüşhane maden kaynakları bakımından oldukça zengindir. Strabon ve Ksenephon’un eserlerinde maden kaynakları ile ilgili bilgiler mevcuttur. Gümüşhane ve çevresinde bulunan maden kaynaklarının, özellikle Bizans ve Osmanlı dönemi yoğun bir şekilde araştırılmış ve Osmanlıların bölge madenlerinden yeterli oranda yararlandıkları tespit edilmiştir. Osmanlı öncesi, bölge maden kaynaklarının kullanımı ile ilgili ayrıntılı bir çalışma ise bulunmamaktadır. En erken tarihlerden itibaren oluşturulan Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu bağlantılı yol ağları içerisinde Gümüşhane özel bir yer sahiptir. Doğu ve Kuzeydoğu Anadolu hakkında önemli bilgileri sunan Ksenophon’da “Onbinlerin Yolu” olarak adlandırılan yol, bugünkü Gümüşhane kent merkezinin bulunduğu güzergâhı kullanmadan Yağmurdere üzerinden Trabzon’a ulaşmaktadır. Bölgede yaptığımız 2004 yılı çalışmalarında Torul’un 38 km kuzeydoğusunda bulunan Uğurtaş Köyü’nde bağlantı kurduğumuz yöre halkı, köylerinin Ksenephon’un takip ettiği Trabzon yolunun ortasında yer aldığını ifade etmişlerdir. Köylüler bu yolu, güneyden kuzeye doğru Mandiri, Muzaras, Bazbent Dağı, Bazbent Mahallesi, Yağlıdere, Bazbent köprüsü geçildikten sonra sola dönülerek Irizma Deresi’ni takiben Uğurtaş Köyü altındaki Menzilhane’ye oradan Öküz Yatağı, Kulat Hanları, Turna Gölleri, Karakaban, Meşeiçi, Naldöken güzergâhı ile Maçka’ya ulaştırmaktadır. Bu yol için farklı güzergâhlar da tartışılmıştır. Persler döneminde kullanılan Kral Yolu içerisinde bölgenin konumunu tespit etmek oldukça güçtür. Bunula beraber Persler’in Karadeniz’de oluşturdukları limanlar arasında Trabzon limanı da yer aldığı sanılmaktadır. Gümüşhane, aynı zamanda Trabzon limanına çıkan tarihi İpek Yolu üzerindedir. En azından 2000 yıllık bir geçmişi olan tarihi İpek Yolu’nun önemli güzergâhlann biri de, Tebriz üzerinden Erzurum’a gelip, buradan Trabzon limanına çıkıyordu. Büyük bir olasılıkla M.S. II. yüzyılda İmparator Hadrianus’un (117-138) bir liman inşa ettirmesinden sonra, Trabzon doğu-batı arasında önemli bir bağlantı noktası olmuştur. XI. yüzyılda Doğu Anadolu bölgesinin Selçuklular tarafından fethedilmesiyle İpek Yolu üzerinde yeni merkezler de gelişmişti ki; Erzurum bunlardan biriydi. Dolayısıyla Trabzon ve Erzurum arasında bulunan Gümüşhane de bu ticarette önemli bir geçiş noktası haline gelmiştir. Doğu Anadolu ile Karadeniz arasında uzanan sıradağların oluşturduğu doğal engeller, Gümüşhane’nin güneyinde ve kuzeyinde yer alan Vavuk ve Zigana Geçitleri ile aşılabilmektedir. Erzurum’dan gelen yol Kop Dağı’nı geçerek, Bayburt üzerinden batıya doğru Köse, Kelkit, Şiran, Giresun-Sivas yönüne, Bayburt’tan kuzeye doğru devam eden yol ise, Vavuk Dağı’nı aşar, Harşit Vadisi’ni takip ederek Zigana üzerinden Trabzon’a ulaşır. Akarsuların ve vadilerin bol olduğu bölgenin coğraf yapısı göz önünde bulundurulduğunda, yol bağlantıları sağlamak için bölgede birçok köprünün yapıldığı gözlenmektedir. 2004 yılı çalışmalarımızda, İpek Yolu’nun önemli bir kavşağını oluşturan Zigana Köyü ve çevresinde gelen-giden yolcuların konaklanmasının sağlandığı bir han, Zigana Dağı’na doğru uzanan tarihi yol ve köprü de tanımlanmıştır. Köyün kuzeydoğusundaki İpek Yolu, Eskiköy Mahallesi üzerinden Maçka’ya uzanmaktadır. Yol üzerinde üzeri taş döşeli 15.20 m uzunluğunda tek gözlü bir köprü ise hâlâ mevcuttur. Roma döneminde ise özellikle, Bithynia ve Pontos Krallıklarının çok güçlü olduğu M.Ö. III-II. Yüzyıllarda Nikomedia’den (İzmit) gelen yol Bithynion (Bolu), Krateia (Gökçesu), Pompeipolis (Taşköprü), Amnias (Gökırmak), Amisos (Samsun), Amesia (Amasya) üzerinden doğuya doğru Gümüşhane’ye uzanıyordu. Yine Roma’nın Bosphorus’tan başlayıp Anadolu içlerine doğru oluşturdukları ve daha çok Nerva, Traianus ve Hadrianus gibi bu bölgeye özel bir önem veren imparatorların dönemine ait miltaşları ile ölçülmüş askeri yol şebekesinin bir kolu Satala’dan Fırat’ın sağını takip ederek Melitene (Malatya)’ye ulaşmaktadır. Daha sonraları Kapadokya Krallığı’nın sınırları içerisinde gördüğümüz Satala ve çevresine, Kaisareia’dan (Kayseri), Armaxa, Malandara, Scanatus ve Sebasteia’ya (Sivas), üzerinden ulaşılmaktaydı9. 2005 çalışmalarımızda Kelkit’in 45 km güneydoğusunda bulunan Güzyurdu Köyü’nün güneyinde, halk arasında “Osmanlı Yolu” olarak tanımlanan, Kelkit-Erzincan bağlantısını sağlayan yaklaşık 5 km’lik bir yol tanımlanmıştır. Sebastia’dan kuzeydoğuya doğru Erzincan’a yönelen yol Spikor Geçidini aşarak Satala’ya ulaşıyordu. Bu geçitte yaptığımız arkeolojik yüzey araştırmalarında başta Roma Dönemi olmak üzere öncesinde ve sonrasında önemli bir geçiş noktası olarak kullanıldığını gösteren seramiklerle karşılaşılmıştır. Gümüşhane’nin önemli bir kavşak noktasında olduğunu gösteren Texier, kendi tanımlaması ile Eğin’den Trabzon’a giden batı yolunu şu şekilde tanımlamaktadır; “Sözünü ettiğimiz ikinci yol batınınkidir. O da Kuruçay’dan geçer; bu vadi söz ettiğimiz tuz içeren topraklar ile uyumlu alçı taşlı oluşumlarıyla dikkat çeker. Orta nitelikte ürünler veren hükümet tekeline girmiş gümüşlü kurşun madenleri olan küçük bir şehir Gümüşhane’de durur... Gümüşhane’den Trabzon’a doğru yürüyen On Binler Ordusu’nun kat ettiği yola çıkılır. Karakapı, Ksenofon (Xenophon) ordusunun tepesinden denizi görüp kendini koşarak kıyıya attığı ve orada Trabzonlular tarafından karşılandığı Theches Dağı’dır”10. Roma döneminde kuzeydoğuda oluşturulan Satala merkezli Roma sınır güzergâhı yıllarca önemini yitirmemiş, XII-XIV. yüzyıllarda özellikle Çin ve İran’dan gelen ticari mallar Erzurum-Bayburt-Gümüşhane üzerinden Trabzon limanına ulaştırılmıştır11. Osmanlı döneminde önemli bir kervan yolu olarak kullanılan bu güzergâhta Roma yolları, köprüleri ve kaldırım taşlarından oluşan Roma döşemlerinin kalıntıları ile Osmanlı köprüleri ve hanları rahatlıkla izlenebilmektedir. Günümüzde de Gümüşhane üzerinden Trabzon’a ulaşılan bu yol doğu-batı ticaretinde hala önemini devam ettirmektedir.